ve evet bulabildiğim en sıkı giriş buydu.!
evimdeyim, elimde kendi yaptığım filtre kahvemle mutluluktan havalardayım. ahmet kaya dinliyorum. geçen gün asla çalmayacağını düşündüğümüz bir mekanda çalmaya başlayınca şok olmuştuk da aklıma geldi şimdi. babamın arşivlerini tırtıkladığım zamanları andım.
çeşme fantastik falan değildi. bol bol dinlendiğimi de söyleyemeyeceğim. değişik tiplerle tanışıp yaz yağmurunda saçlarımın uzamasına izin verdim. belki elimde kalan bunlardır.
.
.
.
adam: hey! o elindeki kaçıncı be kadın!
ege: beni mi sayıyorsun?
adam: o ne cümle öyle! türk değil misin?
ege: that's funny to ask that question in turkish!
adam: hahah.
.
.
.
.
saçlarımı bir geceliğine siyaha boyadım. ve bunu sadece ben gördüm. yazık ki gothic bir odada değil de kese kağıdı rengi bir odada, çok seçkin ama yabancı turistlerin ağzına sıçtığı bir otelde bir kere bile bedelini ödediğimiz o akşam yemeklerini yemeden dolu dizgin 3-5 gün geçirdik.
yağmur sel olup bazı şehirlerde canlar aldığında ben bira şişemin dibindeki tortuları da yutmak için uğraşıyordum. denize giriyordum. serserilik yapıyordum bebeğim. ama üzülüyordum da içimde bi yerlerde. sonra annem aradı. sel olduğunu söyledi. ah o an telefonda bebeğim, gözlerimi kapadım, kapadım ve küçük kızlarımı düşündüm. teker teker ..
sonra bir kaç delikanlı yanımıza yaklaşıp ateş falan istediğinde, başka oğlanlar bizi kahve içmeye davet ettiğinde, dans etmek için piste sürüklediğinde falan kıçımın kenarıyla onlara güldüm. bu garip hobilerine. muhtemelen parayla yatak zevki verdiğimizi düşünmüş değillerdi. öyle bir halimiz olmadığını sanıyorum. o kadınlara saygı duyuyorum ben bebeğim. bunu açıklamaya kalkışmayacağım. ama yine de bize bu tip mi yaklaşmıştı yoksa bir garip tip mi bilemediğim birileri benim ilgimi çekmeyi başardı. evet son iki gün bunu başardı bebeğim.
.
.
.
adam: saçlarını toplamayı kesmelisin.
ege: peki. bunu neden yapmalıyım ?
adam: çünkü saçmasapan görünüyorsun.
ege: aha! açıkçası iltifat bekliyordum.
adam: açıkça da belli ettin zaten.
ege: ''saçların salıkken tanrıçaya benziyorsun' demek bu kadar zor muydu?
adam: seni saçların salıkken hiç görmedim. ve kafadan sallamayı hiç sevmem.
.
.
.
biliyormusun bu küçük trip'de hayatımda daha önce hiç yapmadığım bir şey yapmaya karar vermiştim. ve yaptım da. hayatımda daha önce hiç, adını bile bilmediğim birini sinemaya davet etmemiştim. ve biriyle, yine adını bile bilmeden, bir film, bir yönetmen, bir aktör, bir aktris, ve bir kaç şey daha, hakkında böylesine uzun konuşmamıştım.
ve bebeğim!!! INGLOURIOUS BASTERDS'dan bahsediyorum. tanrım! tarantino 31 çekse izleyeceğim galiba!! o ne şahane bir filmdi, yüreğimi ağzıma getirdi, zevkten dört köşe etti.

bak aklıma geldikçe uçuyorum uçuyorum.
.
.
.
adam: bakalım bu filmde tarantino da oynayacak mı?
ege: arka plandaki bi nazi askeri olacağına bahse girerim!
adam: beni en etkileyen kill bill di. ben uma'ya bayılırım da.
ege: o da bayılıyor zaten. ve uma diyorsan benim favori filmimde de şahaneydi. pulp fiction! hayatımın filmi. kitleleri kollektif uyuşturucu alışkanlığına sevk ediyor bence.
adam: neden öyle diyorsun. bill'in gelini de toplu kıyım tavsiye etmiyor mu?
ege: tarantinocuyuz :D
adam: ve bana bir bira ısmarlarken sana rezervuar köpeklerindeki mantık hatalarını sayabilirim.
ege: sana bira ısmarlamam için söylüyorsun çünkü hiç hatası yok bebeğim! ama şanslı günündesin ben tam da bira havamdayım!
.
.
.
uzun zamandan sonra izlediğim harika ama harika filmlerden biri. biri mi teki be bebeğim.! ben brad pitt'i sevmem. bebek yüz ve sarışın. ıyk! ama ama ama AYI YAHUDİ buna bayılırım işte.
ba - yı - lı - rım. (bkz çekici mi çekici: eli roth)
.
.
.
ege: eli roth mu? hayallerimin psikopat aşığı.
adam: bana benzetirler.
ege: buna gülerim işte. kıçıma daha çok benziyorsun.
adam: yapmaa. o kadar kocaman mıyım?
ege: benim kıçım kocaman değil tamam mı! en azından kıçımda sendeki kaşlardan yok!?
adam: tamam unut. eli roth'abenzemiyorum.
ege: evet benziyorsun. :D
adam: ...
ege: sinir olunca neye benzersin merak ettim.
.
.
.
inglourious basterds hakkında uzunca bişeyler yazarım belki, sonra. daha sonra tek başıma izlediğim ve aşka geldiğim bir başka zamanda. şimdilik adını hala bilmediğim, telefon numaramı asla istemeyen ve bir daha nerede göreceğimi asla tahmin bile edemediğim birileri hakkında yazdığımı farkettiğim bu yazıyı bitirmeliyim. gidip kırmızı çarşaflarımda sere serpe uyumalıyım.
.
.
.
adam: seninle sadece bir kere bir yere gitmek isterdim.
ege: evet. sadece bir kere sinemaya geldik ya işte.
adam: filmi beğendin mi?
ege: =D
adam: tanrım. bu kadar çok gülen bi kadın hiç görmemiştim =D
ege: ama komikti!
adam: =D komikti...
.
.
.

komikti =D
YanıtlaSildiyaloglara bayıldım.