26 Eylül 2009 Cumartesi

Carmina Burana


Nisan geldi.

Akşam Carmina Burana'ya gidiyoruz.

Bazılarınız bilir, bir insanın ya nefret edeceği ya da çok seveceği şeyler vardır. Ortası olmayan şeyler.. Örneğin hmm, balık gibi. Balık yemeği ya seversiniz ya nefret edersiniz. Ya bütün balık çeşitlerini (ya da damağınıza uygun olanları) bilen bi psikopatsınızdır ya da hamsi nedir onu bile bilmezsiniz..(yazık size o zaman o ayrı)

Opera da bunlardan biri. Ben operaya hayatımda ilk kez 14 yaşında gittim. İstanbulda. Ve Carmen Operası'ydı. Çok zevk almıştım, büyülenmiştim. Ve bu annemin gözünden kaçmadı, o benden daha da mutlu oldu. Seçkin zevklerim olması gerektiği kanısındaydı çünkü, herneyse konu bu değil.

Ben ilkokula başlamadan önce 2 yıl bale yaptım. Bale de çok güzeldir. İnsan kendini çok güzel ifade edebilir eğer yeteneği varsa. Bir kızım olursa balerin olmasını çok isterim. Bu yaştan sonra kendimde o yeteneği göremiyorum çünkü.

Opera yı ya çok seversiniz, ya da nefret edersiniz. Ortası yoktur. Ya sevgilinizin/ya da eşinizin sizi zorla sürüklediği ve yüzde doksanını uyuyarak geçirdiğiniz bir haftasonu etkinliğidir sizin için ya da giderken ne giyeceğinizi bile ayarladığınız, heyecandan yerinizde duramadığınız bir bağımlılık.

Açıkçası bir zaman Italya ya da Rusya da yaşarsam, buna karar verirsem tam bir opera bağımlısı olarak yaşayabilirim. ama İzmir'de bu gerçekten çok zor. Yine de Çağdaş Bale Topluluğu'nu ve bu eylül - ekim ayı organizasyonlarını çok tebrik ediyorum. Bale olsun Opera olsun hepsine gideceğim anasını satayım. hatta geçen yıl yapılması için kıçımın dibinin seçildiği Ahmed Adnan Saygun Kültür Merkezi'ni yapan İBB ne saygılarımı sunuyorum. (bkz: evet yürüyerek 2 dakika) Oyumu size veriyorum efendim, bir chp'li olmasamda veriyorum vallahi, kültür merkezleriniz bize yarıyor, hayat bize güzel oluyor. (:

Ben böyle şeyleri takip edemeyecek kadar şuursuz ve bir o kadar izmir dışındaydım. Dün de alsancak konak falan gezdim durdum aslında ama yok, afişlere dikkat etmedim, Konak AKM nin ordan geçerken duyurulara bile kafamı çevrip bakmadım. Ama tanrı korusun ki Nisan var (:

Benim minik meleğim, Carmina Burana balesine iki bilet almış.. akşamki sahilevleri rakı-balık biraz bekleyecek.. olsun ona herzaman gidebiliriz.. 

Bu arada sevgili annem aradı, ona da baleye gideceğimi söyleyince çok sevindi. Evde tıkılıp kalmak dışına bişiler yapıyorum falan diye ve sonra nisanı istedi, ona da büyük ihtimalle benim moralimi yüksek tutması hakkında ricalarda bulundu, teşekkür falan etti.. nisan bir bok söylemiyor, sadece annen seni çok seviyor diyip duruyor. gerizekalının getirdiği film de V for Vendetta ayrıca. salak mıdır nedir. bilmem kaç yüzbin defa izlediğim bir filmi tekrar izleyeceğim birazdan. ama dua etsin filmi seviyorum, natalie'ya tapıyorum :) (bkz: portman olan)

ayrıca bir not: akşam carmina burana'ya ne giysek diye düşünürken, ben Liverpool forması giymeye karar verdim. ve nisan bu kararımı duyduğundan beri konuşuyor. bak şimdi mutfakta mısır patlatırken söyleniyor......

...ay salaksın kızım sen, formaymış, kahverengi elbiseni giy, saçlarına maşa falan yap. formaymış, valla gelmem senle o halde, ayrı ayrı gireriz, yanıma oturunca da tanımıyor gibi yaparımi yaparım EGE!! siktir git evinde giy formanı.......

(=

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder