malum, son zamanlarda ne kadar duygusal, ne kadar depresif ne kadar saçma sapan hal varsa bendedir.. bilen de bilir. rüyalarımda bebekler görür onları öper koklarım. bu akşam, gayet neşeli sayılırken, yani bütün bir gün okulda beynimi parçalamışken akşam sametle yine güzel bir tavla ziyafeti verdik.. ben de ona ders verdm tabi ama orası ayrı.. nihaha.
sonra herşeyi aklımdan çıkarmışken, çıkarmaya çabalarken bu şiirle karşılaştım. bu güzel bir hikayenin başlangıcı gibi oldu ama beni biraz düşündürdü, duygulandırdı.. ben hep deniz kokan bir kız olduğum için beni ve tüm bunları bilmeden nasıl böyle şeyler yazılır düşündüm.. düşündüm de bulamadım.. insanları hissetmek farklıdır, çok özel yeteneklere sahip olan insanlar yapar bunu.. ne diyim, mutlu oldum.. gözlerim falan doldu ya..
rıhtımıyla elele atladı deniz
yüzlü çocukların önünde
onlar ki donla, ortaokul ikiden ayrılma
aşkları denize uzak
özlemleri karaya
rıhtımıyla ele verdi cinayetlerini
ne sevgiler öldürmüş
ne günahlar silmişti
hepsini doldurduğu natulyusa
ismini kazımıştı koyu renk iyoduyla
gelin beni bulun beni
diye diye vurdu ayaklarıma
serin biraz da korkutucuydu
gidin beni unutun beni
diye diye boğuldu suratlarımda
sonra uzanıp işte
hani göğün en yalvaç saatinde
fırtınadır, ayırdı elleri
ben; düşünürken bir öykü içinde seni
bulaşmıştı saçlarımızın
gerçek oluşlarına dahi
üstelik saçların
güneşi yutardı an gelir
söndürdüğü dalgalarda
bir bereket yaratırdı günü gün edip
sonra o tarhlar
sonra o cennet
rıhtımıyla elele atladı ege
sen peşinden uzaklara
sen
bir şehirden çok fazla gözlerimde....
.
.
.
.
ve tabi teşekkürler;
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder