canım gerçekten çok ama çok sıkkın, yapabileceğim ne kadar aptal şey varsa sabahtan beri yaptım, denedim evet. doğmadan önce yaşadığım yere dönmek istiyorum. insanlar dünyaya gelmeden önce birer meleklermiş bence. Milo'nun Doğumu diye çok güzel bi film vardı ya eskiden, doğmayı reddeden bir çocuğun hikayesiydi. Keşke Milo gibi yapsaydım ben de, doğmayı reddetseydim falan...
Milo demişken Maske'nin köpeğinin adı da Milo'ydu değilmi?
-Milo göster oğlum maske nerde??
hahah, severdim lan Maske'yi gidip biraz izleyeyim bari, yaptığım saçma sapan şeylere yenilerini katayım.
Yeni telefonla başım dertte, sürekli abuk sabuk insanlara mesajlar yolluyor ve görüntülü falan arıyor. Görmek istemediğim insanları görüntülü aramak çok sinir, hem ben farkentmeden onlarda kulağımın derinliklerini izleyerek valan benimle konuşmuşlar. Ayıp ya, teknolojiyi sevmiyorum. Ortaçağ kadını olmak istiyorum ben. Ortaçağ candır tabi ya.. Süt sağmak, toprak sürmek, birine ulaşmak için günlerc yol gitmek ve avrupada kiliseye karşı gelip yahudilerle birlikte yakılmak istiyorum. Kadın olmak istiyorum. Sezen'in dediği gibi İzmir'İn Kızları gibi bir kadın. Savaşta da aşkta da esaslı kadın duruşum olsun istiyorum. Sicilyalı bir demir çelik tüccarına aşık olup onunla gemilerde seyahat etmek istiyorum. Belki çocuklarımız olmasa bile (ki zaten büyük keşiflerden önce insan nüfusu gayet azmış) mutlu olmak istiyorum onunla. O zamanın armatörü olsun beni rahat yaşatsın, ama rahat demişken tabi teknolojik değil. Galieo nin arkadaşı olmak istiyorum, Da Vinci benim resmimi çizsin sonra Kiliseye İsa diye yuttursun istiyorum..
Of çok sıkıldım. Goran Bregovic dinliyorum.. Gittiğim konserlerde seyirciyi en iyi coşturan adamlardan biri, eğlenmesini biliyor azizim. Tekrar İzmir'e gelsin bu adam ya, istiyorum. Üstüne sütyenimi falan fırlatıcam..
Erasmusa başvurmayı düşündüm bu sabah, ilk defa değil elbette ama kararlı olarak, şımarmadan düşündüm. Avrupayı gezmekmiş, oymuş buymuş diye değil, ciddi ciddi düşündüm. Okumak için lan. Boru değil. Dil meselesi ve mülakatlar sorun değil, orda yalnız olmak hiç sorun değil. Sorun da yok aslında. Gideyim lan ben..
Annem işini buraya taşıyor. yavaş yavaş.. Başıma kaldı allaam :D Babam iki hafta içinde burda olucak, yarın da olabilir öteki hafta da. O da bilmiyor. Burda babanemlerin eski evinde kalıcak. Annem yüzünden, aslında annem biraz istanbula dönse, ben babamla kalsam çok hoş olur. İyi geliyor o adam bana, annem de bunu biliyor. Ama gıcıklık olsun işte. Bak babmdan bahsettim ya hemen Ciao Bella çalmaya başladı. yok artık anasının....
Pazartesi okula gidicem, o yüzden ders çalışmam gerek, okumalarımı yapmam kendime gelmem gerek. ama yok, annem bu akşam teyzeme gitmemiz konusunda çok ısrarlı. teyzem rosto yapıcakmış, şarap da alıcakmışız. şunu dedi annem beni biraz olsun heyecanlandırmak için;
-ailenin bütün kadınları bir araya geleceğiz, şarap içip dedikodu yapacağız. iyi gelicek, ege. ısrar etme.
ne diyebilirdimki, teyzemle aynı şehirdeyiz ama görüşmüyoruz bile doğru düzgün. ama o beni sürekli arayıp paran varmı tatlım diye soruyor. genelde de olmuyor param :D çok fenayım ben yaa. ma napiim taa anasının gözünde oturmasaydı, iki vesait lan.
Ben biraz gidip kitap okuyacağım, evet içimden o geldi şimdi. Oscar Wilde bebeğim..
10 Ekim 2009 Cumartesi
tanrı, ne vardı biraz daha dengeli biri olsaydım!
Etiketler:
erasmus,
goran bregovic,
normal biri değilim,
okul,
oscar wilde
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder